"Söz güzelliği, davranış güzelliği ve dürüstlükle kemâle erer."

24 Mayıs 2026 Pazar

KURBAN İBADETİNDEKİ HİKMETLER

Alemde her şey bir gaye için yaratılmıştır. Bu meyanda, insanoğlu Allah’a kulluk için yaratılmış, diğer varlıklar da doğrudan veya dolaylı olarak insanlığa hizmet etmek üzere yaratılmış ve insanın emrine verilmiştir. Herhangi bir varlığın gayesi istikametinde ve ilahi iradeye uygun olarak kullanılması adalet, bunun aksi ise zulümdür.

Etinden ve sütünden istifade edilen hayvanların yaratılış gayeleri de insanoğluna hizmet etmektir. Bu hakikati Cenâb-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de şöyle beyan buyurur:

“Bizim, kudretimizle meydana getirdiklerimiz arasından onlar için (deve, sığır, koyun cinsi) hayvanlar yarattığımızı hâlâ görmediler mi? Şimdi (böylece) kendileri de onlara sahip bulunmaktadırlar. Onları, kendilerine boyun eğdirip emirlerine verdik. Onlardan bir kısmını binek edinirler, bir kısmını da yiyorlar. Kendileri için onlarda daha nice faydalar ve içecek (leri süt)ler vardır. Hâlâ şükretmezler mi?”[1]

Adı geçen bu hayvanların etlerinden faydalanmak maksadıyla kesilmeleri mubah, kurban niyeti ile kesilmeleri ise ibadettir.

Kurban, Allah’a yakınlık niyeti ile kesilen hayvana verilen isimdir. Âdem aleyhisselam’dan bu yana bu ibadet ifa edilegelmiştir.

Kurban, insanoğlu için bir imtihandır. İnsanlık tarihindeki ilk kurbanın hikayesini Kur’an-ı Kerim şöyle anlatır:

“(Resûlüm!) Onlara Adem'in iki oğlunun gerçek haberini oku: Hani ikisi birer kurban sunmuşlardı (Hâbil koç, Kâbil ekin sunmuştu) da onlardan birinin (Habilin) ki kabul olunmuş, (gökten inen ateş, onun kurbanını yakmış) diğerininki kabul olunmamıştı. O (kurbanı kabul olunmayan Kâbil, bu durumu kıskanarak kardeşine): "Seni mutlaka öldüreceğim." demişti. (Habil de): "Allah, ancak kendisinin emrine uyan/ karşı gelmekten sakınanlardan (kurbanı) kabul eder." demişti.”[2]

Daha sonra İbrahim Aleyhisselam oğlunu kurban etmekle emrolunup imtihana tabi tutulmuş, fakat murad-ı ilahi Hz. İsmail’in kurban edilmesi olmadığı için onun yerine Allah tarafından kurbanlık bir koç gönderilmiştir. Bu hadise de Saffat suresinde uzunca anlatılmıştır.

Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) Cenab-ı Hak tarafından; “O halde Rabbin için namaz kıl, hem de kurban kes!”[3] buyrulmak suretiyle bu ibadet emredilmiştir.

Kurban ibadeti günahlara keffarettir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Kurban Bayramı’nın birinde Hz. Fatıma validemize şöyle buyurmuştur: “(Ey Fatıma!) Kurbanının başına git ve (kesilirken) gör. Kurban kanının (dökülen) ilk damlası ile işlediğin (küçük) günahların tamamı affolunur.”[4]

Kurban; Allah tarafından imtihan maksadıyla emrolunduğu için en sevdiği oğlunu tereddüt etmeden bıçağın altına yatıran Hz. İbrahim’in ve yine aynı maksatla canını Allah’a seve seve teslim eden Hz. İsmail’in kulluktaki samimiyet ve ihlaslarının remzidir. Onun içindir ki Müslüman kurban keserken şöyle niyet eder:

“Yâ Rabbi! Şu vücudum, sana karşı o kadar hata ve isyan etti ki affedilebilmem için bu vücudu sana kurban etmem lâzım. Fakat sen, insan kurban etmeyi haram kıldığından, vücuduma bedel olarak bu hayvanı kesiyorum, kabul eyle.”

Allah dostları Kurbanın bazı hikmetlerini şöyle beyan etmişlerdir:

Kurban ilahi öfkeyi söndürür; Allah’ın rızasını celbeder. Çok kurban kesilen bir memlekette harp olmaz. Kurbanda çoluk-çocuk ve fakir fukara için umumi bir maslahat ve mutlak bir menfaat vardır. Kurban Bayramı’nda umumi af tecelli eder.

Allah’ın emrine teslim olup hikmete erenlere ne mutlu!

[1] Yasin, 71-73

[2] Maide, 27

[3] Kevser, 2

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.