“İmanlı olarak Rasulüllah (s.a.v.) ile buluşan ve Müslüman olarak vefat eden” kimseye “sahabi” denilir. Bunun çoğulu da “ashab”dır.
Sahabiler, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.)
arkadaşları, yardımcıları, sırdaşları ve sevgilileridir. Efendimiz sallallahü
aleyhi ve selleme tereddütsüz iman etmişler, vefalarını uğrunda canlarını
vererek isbat etmişler, aynı hedefe koşmuşlar, aynı duyguyu paylaşmışlar, O’nu
her hususta kendilerinden üstün tutmuşlardır.
Kendilerine ta’lim edilen dîn-i mübîn-i İslâm’ı
sadece yaşamakla yetinmemişler, onu nesillere aşılamak ve asırlara ulaştırmak
için var güçleri ile gayret etmişlerdir. Onları medh-ü senada kelimeler aciz kalır.
Zira bizzat Allah (c.c.) onları methetmiştir.
Tevbe Suresi’nin 100. Ayetinde Cenab-ı Hak şöyle
buyurur: “(İslâm dinine girme hususunda) öne geçen ilk muhacirler
ve Ensar ile onlara güzellikle tabi olanlar var ya, işte Allah onlardan razı
olmuştur, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. Allah onlara, içinde ebedî
kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük
kurtuluştur.“[1]
Ayet-i kerimede ifade buyrulduğu üzere Ashab-ı
Kiram iki kısımdır. Birinci kısım, Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) Mekke
devrinde iman eden, İslam’ı yaşamak ve yaşatmak uğruna her türlü sıkıntılara
katlanan, sonunda da inandıkları dava için mallarını mülklerini Mekke’de
bırakıp Medine’ye hicret eden Müslümanlardır. Bunlara MUHACİRLER denir.
İkinci kısım; Peygamber Efendimiz (s.a.v.) henüz
Mekke’de iken iman etmeye başlayıp daha sonra kendi mallarını ve canlarını
korudukları gibi Efendimizi de koruyacaklarına söz verip O’nu ve diğer din
kardeşlerini Medine’ye davet eden Medine’li Müslümanlardır ki onlara da ENSAR denilir.
Bu müstesna insanlar hakikaten sözlerinde durmuşlar, yiyeceklerini,
giyeceklerini hatta evlerini Mekke’den gelen kardeşleri ile paylaşmışlardır.
İnsanlık tarihinin o güne kadar şahit olmadığı,
ondan sonra da şahit olamayacağı bu müstesna insanlar için Efendimiz (s.a.v.)
şöyle buyurmuştur:
“İnsanların en hayırlısı benim asrımda
(bulunanlar)dır. Sonra onları takip eden, daha sonra da onları takip eden
(asırdaki insan)lardır.”[2]
Ashab-ı Kiram’ın en faziletlileri
sırasıyla Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali Efendilerimizdir
ki bunlar hayatlarında cennetle müjdelenen on sahabinin önde gelenleridir.
Cennetle müjdelenen diğer altı sahabi, mertebe bakımından bunlardan sonra
gelir. Bedir ve Uhud muharebeleri ile Hudeybiye Musâlehasına iştirak edenler,
Mekke'nin Fethi’nde ve Veda Haccında bulunanlar onları takip eder.
Hz. Ömer’den (r.a.) rivayet edilen bir Hadis-i
Şerif’de şöyle buyurulur: “Ashabıma hürmet ve tazim ediniz; onlar
sizin en hayırlılarınızdır.”[3]
Ashabın tamamını tezkiye eden şu Ayet-i Kerime
ne kadar câlib-i dikkattir: “Bununla beraber Allah, hepsine de en
güzel olanı (cenneti) va’detmiştir.”[4]
Ashab-ı Kiram’ı sevmek Rasulüllah’ı sevmenin
icabı olduğu gibi, Ashaba buğzetmek de Rasulüllah’a buğzetmeye götürür.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ashabı üzerine
adeta titremiş ve şöyle buyurmuştur:
“Ashabım hakkında Allah’tan korkun;
onları hedef edinmeyin. Onları seven beni sevdiği için sever, onlara buğzeden
de bana buğzettiği için buğzeder. Kim onlara eza verirse bana eza vermiş olur.
Kim de bana eza verirse Allah’a eza vermiş olur ki, Allah’ın (azabının) onu
yakalaması yakındır.”[5]
[1] Tevbe Suresi, 100
[2] Buhari, Şehadât, 16, (2652), Müslim,
Fezâilu's-Sahâbe, 214, (2533)
[3] El-Münâvî, Keşfü’l-Minhâc, Hadis No
4851
[4] Hadid Suresi, 10
[5] Tirmizi, Menâkıb, 262, (3862
[4] Zehebi, Elmühezzeb, 8/3869


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.