16 Haziran 2026 Salı günü, 1448 hicri senesinin ilk ayı olan Muharrem-i Şerif’in birinci gününü yani İslami takvime göre Müslümanların yılbaşını idrak etmiş olacağız.
Peygamber Efendimizin (s.a.v.) ve Müslümanların Medine-i Münevvere’ye hicreti ile dünya tarihinde yeni bir sayfa açılmış, dünya tarihinin akışını değiştirecek olan İslam, hicretle kendine bir yurt bulmuş, Medine-i Münevvere, tarihin gidişatını tesir altına alacak bir merkez haline gelmiştir. Hicret, aynı zamanda İslam takviminin başlangıcına adını vermiştir.
Hicri takvimin başlangıcı olan Hicret, sadece Mekke’den Medine’ye yapılan coğrafi bir göç değildir. Hicret, zulme karşı adaletin yürüyüşüdür. Şirkin karanlığından İslam’ın aydınlığına geçiştir. Hak ile batılı ayıran cihanşümul bir dönüm noktasıdır. Müslümanlar için yeni bir devletin ve medeniyetin kuruluşudur.
“Hicret takvimi”nin güneş sistemine ayarlı diğer takvimlere karşılık ayın hareketlerini esas alan bir takvim olması, dini maksatlara daha uygun ve daha adaletlidir. Mesela; orucun belli bir aya sabitlenmeyip her sene 11 gün önce gelmesi, farklı coğrafyalarda yaz ve kış mevsimini değişik zamanlarda yaşayan dünya Müslümanları için bir adalettir. Mübarek gün ve gecelerin senenin her mevsimini dolaşması, tüm zamanların bereketlenmesine vesiledir.
Yeni bir sene, yeni bir başlangıç, yeni bir heyecan demektir. Bütün Müslümanların birbirlerinin yeni hicri senelerini tebrik etmeleri güzel bir davranıştır. Hicri yılbaşı, ibadet takviminin başlangıcı olması sebebiyle Muharrem ayında Allah’a kulluğumuza ve manevi vazifelerimize taze bir heyecanla yeniden sarılmalıyız.
Yeni Hicri yıl, bize kendimizi düzeltmek için verilen bir fırsattır. Geçmiş hatalarımıza samimi tevbe ederek ibadetlerimizi ve ahlakımızı güzelleştirmek için niyet edelim. Kötülüklerden iyiliğe, günahlardan sevaplara hicret edelim.
Muharrem ayı, dört haram aydan birisidir. Haram aylar denilmesinin hikmeti, bu aylarda işlenen iyiliklerin sevabı pek ziyade olduğu gibi günahların azabının da daha fazla olmasındandır. Araplar cahiliye devrinde bile bu aylara öylesine hürmet ederlerdi ki bir kişi babasının katili ile karşı karşıya gelse ona sataşmazdı.[1]
Allah-ü Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur: “Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin.”[2]
“O aylarda kendinize zulmetmeyin” demek, bu ayların hürmetini çiğneyerek, haram olan şeyleri işleyip ibadeti terk etmek suretiyle kendinize zulmetmeyin demektir.[3]
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de; “Ramazan ayından sonra en faziletli oruç Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur”[4] mealindeki Hadis-i Şerifleri ile bu aydaki ibadetin faziletine işaret buyurmuşlardır. Muharrem ayının ilk on günü oruç tutup Aşure günü aşure ile iftar edilmesi, on gün oruç tutamayanların ise hiç değilse 8, 9 ve 10. günleri oruç tutmaları tavsiye edilen ibadetlerdendir.
Muharrem ayının 10. günü Aşure günüdür ki içinde çok büyük hadiselerin meydana geldiği faziletli bir gündür. Hatta bu hadiselerin çoğu peygamberlerle alakalı olduğu için bu aya “Şehr-i Enbiyâ, yani Peygamberler ayı” da denilmiştir.[5]
O günün feyzinden ve bereketinden mahrum kalmamak için Aşure gününe de şimdiden hazırlıklı olmalıyız. Yeni Hicri yılınızı en samimi temennilerimizle tebrik ediyor, yeni senede bütün Müslümanları hayır, feyiz ve bereket üzere daim eylemesini Mevlâ’dan niyaz ediyoruz.
[1] Tefsir-i Razi, Tevbe Suresi 36. Ayetin tefsiri.
[2] Tevbe, 36
[3] Alusi, Tevbe Suresi 36. Ayetin tefsiri.
[4] Müslim, 1163; Tirmizi, Savm, 40
[5] Ruh’ul-Beyan, c.3, s. 423
***
Reklam
.png)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder